Sinema Sohbet Bölümü icinde Tavsiye Edeceginiz Filmler Hangileri? konusu , Üç Renk: Mavi yönetmenliğini Polonyalı sinema yönetmeni Krzysztof Kieślowski'nin yaptığı, Zbigniew Preisner'in müziklediği bir filmdir. Adlarını Fransız bayrağının renklerinden alan üçlemenin diğer iki filmi ise, Üç Renk: Beyaz ve Üç …
|
|||||||
|
|
#1 |
|
Üç Renk: Mavi
![]() yönetmenliğini Polonyalı sinema yönetmeni Krzysztof Kieślowski'nin yaptığı, Zbigniew Preisner'in müziklediği bir filmdir. Adlarını Fransız bayrağının renklerinden alan üçlemenin diğer iki filmi ise, Üç Renk: Beyaz ve Üç Renk: Kırmızı'dır. Üçlemenin ilk filmi olan Üç Renk: Mavi, Fransız devriminin dayandığı temellerden özgürlük temasını ele almaktadır. Benim Juliette Binoche ilk tanidigim filmdi bu.Konusu:Filmde, bir kaza sonucu kızını ve besteci olan kocası Patrice de Courcy'yi yitiren Julie'nin yaşama tutunma çabası anlatılmaktadır. İlkin ailesinin yokluğuna dayanamayan Julie intihara yeltense de, daha sonra bakış açısını değiştirip, kocasının ölümü nedeniyle yarım kalan bir bestesi üzerinde çalışmaya ve onu tamamlamaya karar verir. Avrupa Birliği'nin kuruluşunu kutlama amacını taşıyan bu bestenin tamamlanmaya çalışılması sürecinde, eski çevresinden ve arkadaşlarından kopar ve besteci kocasının sağlığında yardımcısı olan Olivier Benoit ile yakınlaşır. Venedik film festivalinde ve Sezar odullerinde En Iyi Bayan Oyuncu J.Binoche secilmisti. Ilk aklima gelen bu film olur.Bazilari filmi yavas bulabilir. Listenin devami aklima geldikce burada olaccak.Ama sizden de (ayriltilariyla )film tavsiyelerinizi rica ediyorum.
__________________
Az buçuk medeni bir ülkede, bunun işlediği suçlardan ve günahlardan bir tekini bile sırtında taşıyanı, devletin kapısından içeri asla sokmazlar…Kendi toplumunu bölen, kendi devletini bitiren, kendi ordusunu ezen, kendi hukukunu yıkan, kendi aydınını yok eden, kendi milletini korkutan, kendi ülkesini küçülten birisini asla affetmezler… Mehmetcik Vurulunca Degil Unutulunca Ölür! |
|
|
| Aşağıdaki 2 üyemiz eylull üyemize bu mesajından dolayı teşekkür etti: |
|
|
#2 |
|
Pandorum
![]() Konusu: Resident Evil filminin yapımcılarından bir bilimkurgu filmi. İki uzay istasyonu görevlisi uyandıklarında dehşete düşerler, uyandıkları istasyon terkedilmiş durumdadır ve kendileri hakkında hiçbir bilgileri yoktur. Görevleri, ne kadar uyudukları ve nerede oldukları hakkında da hiç bir ipuçları yoktur. İstasyonu araştırdıklarında yalnız olmadıklarını öğrenirler ve çok daha ürkütücü olaylar kendilerini beklemektedir. Geminin içerisinde derin ve korkunç gerçekler ortaya çıkacaktır. Yavaş yavaş ölümcül sırlar açıklanacaktır. Tüm sorular cevap bulacak: Bunlar kim? Görevleri nedir? Yorumum:Dünyanın geleceğine yönelik felaket senaryoları, bilim-kurgu hayranlarını her zaman cezbeden bir konu olmuştur. ''Event Horizon'' filmini izleyenler, Pandorum'u az da olsa ona benzeteceklerdir. Söz konusu uzayın derinlikleri olsa da gemide yaşanılanlar, gerilimi üst düzeye çıkarıyor. Hikaye kurgusunun filmin sonuna kadar taşınmasını gayet başarılı buldum. ''Pandorum'' un ne olduğunu, etkilerinin nelere yol açtığını öyle harmanlamışlar ki aslında filmi izledikten sonra halen anlamadığınız noktalar olacaktır. Ben Foster ve Dennis Quaid'in oyunculukları, filmi izlemeye değer kılacak nitelikte. Ayrıca filmin en başında geçen konuşmayı dikkatli dinlemenizi tavsiye ediyorum; Türkçe konuşma duyacaksınız
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Fuoco For This Useful Post: |
|
|
#3 |
|
Agora
![]() Alejandro Amenábar İçimdeki Denizden 5 yıl sonra yeni filmi Agora ile karşımızda...Farklı türlerde gezinmeyi seven yönetmen bu sefer tarihi bir film çekmiş...İskenderiyeli Hypatia'nın hayatını anlatıyor...Hypatia tarihin ilk kadın filozofu ve matematikçisi kabul ediliyor...Aynı zaman hıristiyan yobazlığının katlettiği ilk kurbanlardan...Onun ölümü ile antik çağ bitiyor ve ortaçağ karanlığı başlıyor... Konusuna bakıldığında bir vurun kahpeye filmi izleyeceğimiz beklentisi oluşuyor...Ancak film en azından ilk yarısında bu klişeden uzak duruyor...Daha dengeli bir anlatımla pagan hıristiyan ve yahudilerin mücadelerini tarafsıza yakın bir gerçekçilikle bizlere sunuyor... Özellikle Davus karakteri çok başarılı..Onun yaşadığı dönüşüm derinlemesine anlatılıyor...Bir köle olan Davus Hypatia'ya aşık...Aynı zamanda hıristiyanlığa ilgi duyuyor...Efendisi ve kendisine özgürlük vaad eden din arasında kalıyor... Rachel Weisz'in canlandırdığı Hypatia karakteri de ilk yarıda kutsanmıyor...Davusu sakarlığı yüzünden aşağılıyor cezalandırılmasına göz yumuyor...Hataları sevapları ile etten kemikten bir karakter olarak sunuluyor... İskendereyi kütüphanesinin hıristiyanlar tarafından yağmasından sonra ilk yarı bitiyor...ve film adeta yeniden başlıyor... İlk yarıdaki dengeli anlatım terk ediliyor...vurun kahpeye klişesi giderek öne çıkıyor...bunda ilkyarıda gözükmeyen piskopos Cyril'in derinli,kten uzak klişe kötü adamlığının payı yüksek...açıkcası bu karakter fazlası ile havada kalıyor... Davus iyice geriye çekilirken Hypatia 'da beklendiği üzre kutsanıyor...Amenabar tıpkı the others da olduğu gibi amerikalı bir oyuncu ile çalıştığından olsa gerek vites küçülterek ortalama klasik bir anlatımı tercih ediyor... Her şeye rağmen Agora görselliği yarattığı atmosfer ve dönemi tarihi gerçeklere olduğunca bağlı kalarak yansıtmasıyla izlenilesi bir film...elbet bir tez ya da içimdeki deniz değil...Amenabarın ispanyada çekeceği ve bizleri mest edeceği filmi beklerken ağzımıza bir parmak bal çaldığını varsayalım...
__________________
noloi nam-ı diğer trimoks kırgızistanlı olduk bişkek'ten selamlar ![]() "Naziler ve Komünistler Çekoslovakya'ya ilk geldiklerinde pornoculara ve sapıklara savaş açtılar. Herkes alkışladı: Sapıkların caddelerde serbestçe gezinmesini kim ister ki? Fakat sonra, aniden, Haz. İsa da sapık ilan edildi, Şekspir de, Hemingvey de. Kapıyı biraz aralamak için önce sapıklarla başlarlar hep, fakat sonra kapı, her türden eziyet ve gaddarlığı içerecek şekilde tamamen açılır." Milos Forman |
|
|
|
|
#4 |
|
Bahsettigin filmi indiriyorum su an,izlememistim.
|
|
|
|
|
#5 |
|
Annesiyle yasayan bir cocugun,beyzbol kocu tarafindan tecavuze ugramasindan sonra gelisen hayatini anlatiyor. Filmi izledikten sonra sizde de cok buyuk gelisimler olacak,mutlaka izlenmesi gereken bir film. |
|
|
| Aşağıdaki 2 üyemiz eylull üyemize bu mesajından dolayı teşekkür etti: |
|
|
#6 |
|
Adalet Peşinde - Law Abiding Citizen ![]() Tür : Gerilim / Dram Gösterim Tarihi :1 Ocak 2010 Yönetmen : F. Gary Gray Senaryo : Kurt Wimmer Yapım : 2009, ABD , 108 dk. Oyuncular Jamie Foxx (Nick Rice) , Gerard Butler (Clyde Shelton) , Bruce McGill (Jonas Cantrell) , Leslie Bibb (Sarah Lowell) , Michael Irby (Dedektif Garza) , Colm Meaney (Detectif Dunnigan) “The Italian Job/İtalyan İşi”nin yönetmeni Gray, “Law Abiding Citizen/Adalet Peşinde”de ölümle sonuçlanan bir ev soygunu sonrasında sağ kalan kişinin sevdiklerinin intikamını almak için sınır tanımayışını işlerken, kör adaleti de sarsıcı bir şekilde mercek altına yatırıyor. Clyde Shelton (Gerard Butler) evine yapılan bir soygun girişimi sırasında eşini ve kızını kaybeden dürüst bir aile babasıdır. Katiller yakalandığında, davaya Philadelphia’da başarılı bir savcı olan Nick Rice (Jamie Foxx) atanır. Nick, zanlılardan birine, suç ortağının aleyhinde ifade vermesine karşılık hafif bir ceza önerir. Aradan on yıl geçer. Hafif cezayla kurtulmuş olan katil ölü bulunur ve Clyde Shelton soğukkanlılıkla suçu işlediğini itiraf eder. Sonra Nick’e bir ültimatom verir: Nick kusurlu adalet sistemini düzeltmediği takdirde, Shelton’ın eşinin ve karısının cinayet davasında yer alan kilit isimler ölecektir. Çok geçmeden, Shelton tehditlerini yerine getirmeye başlar ve hapisteki hücresinden ne öngörülmesi ne de önlenmesi mümkün olan görkemli ve acımasız bir dizi suikast organize eder. Philadelphia’nın önde gelen isimleri Shelton tarafından birer birer öldürülürken, yetkililer bu terör dalgasına son veremedikleri için şehirde korku hüküm sürmeye başlar. Cinayetleri durdurabilecek tek kişi Nick’tir...
Kişisel Yorumum : İzleyin Begenmesseniz Paranız İade ![]()
__________________
![]() Arash = Sheriff |
|
|
| The Following User Says Thank You to Sheriff For This Useful Post: |
|
|
#7 |
|
Evren, dediğin film favorilerim arasındadır. Fakat ''spoiler'' yapsan daha iyi olacak, çünkü çok fazla içerik yazdığından filmin zevki kalmayacak izlemeyenler için.
*** Ip Man ![]() Filmin konusu: Bruce Lee'nin Sifu'su (ustası) Ip Man'in (Yip Man) biyografisi. Kung Fu kökenli savunma tekniği WingChun'un 200 yıllık tarihine ışık tutuyor. Yim Wing Chun tarafından ortaya çıkarılan savunma teknikleri bütünü Wing Chun savunma sporlarının aksine, gösteri amaçlı yapılan, müsabakaları düzenlenen bir spor değil. Rakibe hiç darbe şansı vermeden rakibi bertaraf etme amaçlı. Wing Chun'un bu filmde seyirciye eşsiz bir seyir zevki yaşatması bekleniyor... Yorumum: Filmin dili Çince ve Japonca olunca, alışkın olduğunuz İngilizce'ye göre biraz tuhaf geliyor. Tavsiyem, herhangi bir dublajlı versiyonunu değil, doğrudan orijinal ses ve altyazılı olarak izlemeniz yönünde. Öncelikle, bir uzak doğu filmi için dövüş ve savunma sanatlarının çokça abartıldığı bir film değil. Yani ''haaa hu hiiyaaa, haaayt'' tarzında seslerle artık demode olmuş dövüşler yok. Bruce Lee'nin ne denli iyi dövüştüğünü düşünürsek, hocasının ne tarz bir dövüş ve savunma sergilediğini gözler önüne sermek için oldukça izlenilesi bir film. Uzak doğu filmlerini pek sevmiyorsanız, sevmeye başlamınız için iyi bir başlangıç olabilir. Kung Fu Sokağı gibi absürd komedi yerine daha gerçekçi komedi unsurları, dövüş filmlerindeki ciddiyet için oldukça yerinde. Fuoco tarafından (11.04.10 Saat 02:09) değiştirildi. |
|
|
|
|
#8 | |||||||||||||||||||||||
İzleyipte pişman olmayacağınız filmlerden..
|
||||||||||||||||||||||||
|
|
|
#9 |
|
( Kesinlikle Süper Bir Film )
(Sınırda: Sınırda 2007. Fransız başkanlık seçimlerinde muhafazakar ve aşırı sağcı taraf karşı karşıya gelir. Yöre halkı iyice hareketlenir. Varoşlarda ayaklanma çıkmış, her köşede alevler yükselmektedir. Kent merkezindeki kargaşa ortamından yararlanmak isteyen küçük çaplı bir hırsız çetesi, büyük bir soygun hazırlığındadır. Başarılı oldukları takdirde ülke dışına kaçaçak ve çetenin kadın üyesinin çocuğunu aldırabilmesi için gereken parayı elde edeceklerdir. Ancak soygun sırasında işler kötü gider ve grup bölünür. Polisten kaçmaya çalışan bazı çete üyeleri, Lüksembourg sınırı yakınında ıssız, köhne bir pansiyona saklanırlar. Soyguncular kaba saba görünümlü otel sahiplerinin, eski bir Nazi olduğundan habersizdirler. Pansiyon sahibi kendi ari ırklarından oluşan yeni dünya düzeni kurmak için, faşist fantezilerini bu kişiler üzerinde gerçeğe dönüştürmek için her şeyi yapmaya hazırdırlar. Ancak beyaz ırkçıların dışarıda bu hayallerini uygulama şansı olmadığı için sahibi oldukları otelde çeşit çeşit sapıklık ve yozlaşmayla dolu ürkütücü bir atmosfer yaratmalarına yol açmıştır. Artık genç kahramanlarımızın azap ve çilelerle dolu günleri başlamıştır. Otelin karanlık ve ürkütücü odalarında her türlü aşağılama ve işkenceye tabi tutulurlar. Senaryo: Xavier Gens Yönetmen: Xavier Gens Yapım: İsviçre, Fransa 2008 108 dakika (Renkli) Dil: Fransızca, Almanca Dağıtıcı Firmalar: Chantier Films Okunma: 1550
__________________
>>> AKSİNİ BELİRTMEDİKÇE BÜTÜN KONULARIM ALINTIDIR <<< ![]() |
|
|
| The Following User Says Thank You to kuzeyden Gelen For This Useful Post: |
|
|
#10 | |||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||
|
![]() |
| İşaretlemeler |
| Etiketler |
| edeceginiz, filmler, hangileri, tavsiye |
| Seçenekler | |
|
|