Köşe Yazıları icinde Eruh 2009 Neyi Anlatıyor | Hikmet Bila | konusu , Abdullah Öcalan’ın “açılımı” kimi çevrelerde şaşkınlık yarattı. Ne dedi Öcalan? “Ben ayrı devlet istemiyorum. Federasyon da istemiyorum.” Ya ne istiyorsun? “Ayrı bir ulus istiyorum. Ayrı dili, ayrı eğitimi, ayrı dini …
|
|||||||
|
|
#1 |
|
Abdullah Öcalan’ın “açılımı” kimi çevrelerde şaşkınlık yarattı. Ne dedi Öcalan?
“Ben ayrı devlet istemiyorum. Federasyon da istemiyorum.” Ya ne istiyorsun? “Ayrı bir ulus istiyorum. Ayrı dili, ayrı eğitimi, ayrı dini örgütlenmesi, ayrı polisi ve ayrı ordusu olacak.” Kimileri şaşırmış görünüyorlar, sanki Öcalan’dan başka bir şey beklenebilirmiş gibi. Adam açıkça ayrı devlet istiyor, sadece “tek devlet, tek bayrak” lafıyla, kimi “açılımcılar”a manevra alanı yaratıp, “Gördünüz mü, Öcalan ayrılıkçı değil” pası atabilmek için... Doğrusu çok başarılı gidiyorlar. Öcalan, Karayılan ve DTP arasında çevrilen topu seyretmekten insanların başı dönüyor. Öcalan’ın ayrı “öz savunma gücü” koşulu genellikle “Hadi canım sende” gibilerinden gülümsemeyle karşılandı ama, aynı saatlerde Eruh’ta yaşananlar, hiç de tebessüm edilecek bir durum olmadığını gösteriyordu. Bütün Türkiye’nin gözü önünde peşmerge kılığı içindeki kişiler, Eruh’un ana caddesinde düzgün sıralar halinde, uygun adım resmi geçit yapıyorlardı. Eruh’ta 25 yıl önce kenti basıp, askerleri şehit eden, ilçenin yönetimini bir süre eline geçiren ilk PKK baskınının yıldönümü kutlanıyordu. DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna, 15 Ağustos 1984’te, PKK’nın “barış ve eşitlik için ilk kurşunu sıktığını” söylüyordu. Ve aynı saatlerde Ankara’da hükümetin başlattığı “açılım turları” devam ediyordu. *** “Açılım” sözü ortaya atıldığı andan itibaren gerçekleri söylüyor, uyarıyoruz. Aklından zoru olmayan herkes barışı ister. Ama bu yöntemle, bu “açılım”la barış falan gelmez. DTP-İmralı- Kandil arasında “terör topu” sektirilirken, açılım-maçılım olmaz. Dolaşılan yerler CHP’nin ifadesiyle “tehlikeli sular, mayınlı araziler”dir. Hükümet kendi başına öyle bir yola girdi ki, geri de dönse, devam da etse, artık kontrol edemeyeceği durumlarla karşılaşabilir. Çünkü, hükümetin muhatabı, DTP-Kandil-İmralı üçlüsünün isteği açılım falan değil. Bu üçlü, 25 yıl önce, bugün yıldönümünü kutladıkları saldırıyı başlatırken, bunu 25 yıl sonra üç-beş köyün adını değiştirtmek için yapmadılar. Ne için yaptılar? Bakınız Öcalan’ın şartları... Bakınız DTP Genel Başkan Yardımcısı’nın sözleri... Bakınız Karayılan’ın tehditleri... Bakınız Eruh 2009.... ***** “Çağdaşlık adam olmak demektir” Yönettiği ildeki vatandaşlara “çiş standardı” getiren Ordu Valisi Ali Kaban, gündemden düşmüyor. Vali Bey’in, pisuvarları kaldırtmasından sonra “çağdaş uygarlık”la ilgili sözleri de ses getirdi. Çağdaş uygarlığın “saçma” olduğunu öne süren Vali’nin bu sözleri medyada ciddi ciddi tartışılmaz mı?.. Bazıları oturdular, çağdaş uygarlık nedir ne değildir diye fikir yürütmeye bile çalıştılar. Bu lüzumsuz tartışmalar arasında benim de aklıma tarihten bir olay geldi. Atatürk Meclis’te uzun uzun asri (çağdaş) olmaktan söz etmektedir. Yüzyıllarca Orta Çağ kafasıyla geri bırakılan insanların modern yaşamla insan haklarına kavuşacağını anlatmaktadır. Aydınlanma devriminin ipuçlarını vermekte, yol haritasını çizmektedir. Meclis’teki hoca takımından biri, gözlerindeki alaycı ifadeyle sakalını sıvazlayıp sorar: “Bu asrilik ne demektir Paşa Hazretleri?” Aklı sıra, Paşa’yı köşeye sıkıştıracak, ona, asriliğin dinle çeliştiğini itiraf ettirecek ve Meclis’te zor durumda bırakacaktır. Belki de, Paşa’yı daha çok konuşturmak, konuştukça zora düşürmek istemektedir. Ancak aldığı cevap çok kısa olur: “Adam olmak demektir Hoca Efendi, adam olmak!..” Vatan Gazetesi |
|
|
![]() |
| İşaretlemeler |
| Etiketler |
| 2009, anlatıyor, bila, eruh, hikmet, neyi |
| Seçenekler | |
|
|