Genel Kültür icinde Dış Türkler: Türkiye Dışındaki Türk Boy ve Kavimleri konusu , Romanya-Türkiye İlişkileri Yakın bir tarihte NATO ve AB üyesi olacak olan Romanya ve Türkiye arasındaki ilişkiler son derece olumlu bir dönemden geçmektedir. Ancak gerek ekonomik gerekse de kültürel alanda, bu …
|
|||||||
|
|
#191 |
|
Romanya-Türkiye İlişkileri
Yakın bir tarihte NATO ve AB üyesi olacak olan Romanya ve Türkiye arasındaki ilişkiler son derece olumlu bir dönemden geçmektedir. Ancak gerek ekonomik gerekse de kültürel alanda, bu ilişkiler olması gereken seviyenin çok altındadır. Halbuki iki ülke, ortak bir tarihi paylaşmakta, Romanya'daki mevcut Türk nüfus, iki ülkeyi birbirine bağlamaktadır. İki ülkenin yakınlığı, Balkanlar için de bir istikrar ve barış unsuru olarak algılanmaktadır. Türkiye, Romanya'nın NATO üyeliğini parlamentosunda kabul ettiği bir yasa ile destekleyen tek ülke olarak, 2002 yılı Kasım ayında Prag'ta yapılan zirvede bu ülkenin NATO üyeliği için davet almasını memnuniyetle karşılamıştır. Romanya'da, diğer Balkan ülkelerinde yaşanan Müslüman-Türk düşmanlığı yaşanmamıştır. Bu yüzden iki ülke arasında fazla bir gerginlik olmamıştır. İki ülke arasındaki ticaret ise özellikle son yıllarda yüksek bir seviyeye ulaşmıştır. Türkler'in bu ülkedeki ekonomik varlığı, 7 bin şirket ve yaklaşık 15 bin yatırımcı olarak belirtilmektedir. Romen Parlamentosu'nda da üç Türk milletvekili bulunmaktadır. Türkiye, diğer Balkan ülkelerinde uygulaması gereken kültür ve ekonomi politikasını burada da hayata geçirmeli, Türk azınlığın ekonomik problemlerini çözecek girişimlerde bulunmalı, kültürel varlıklarını ve geleneklerini yaşatacak faaliyetleri güçlü olarak desteklemelidir.
__________________
>>> AKSİNİ BELİRTMEDİKÇE BÜTÜN KONULARIM ALINTIDIR <<< ![]() |
|
|
|
|
#192 |
|
GÜNÜMÜZDE BALKAN ÜLKELERİ VE SORUNLAR Makedonya: 8 Eylül 1991 tarihinde Makedonya'da halk oylaması yapılmış ve bağımsızlık ilan edilmiştir. Böylece Slovenya ve Hırvatistan'ın ardından Makedonya da Yugoslavya Federasyonu'ndan ayrılmıştır. Nisan 1993'te BM'e kabul edilen Makedonya, ilk dönemlerde çeşitli ekonomik sıkıntılar yaşamış, bu sorunlar hükümet değişiklikleriyle sonuçlanmıştır. Ekonomik sıkıntının asıl sebebi, Makedonya isminin kullanılmasından rahatsız olan Yunanistan'ın uyguladığı ekonomik engeller olmuştur. Yunanistan'ın 1995 yılında ekonomik ambargodan vazgeçmesi, Makedonya ekonomisinin iyileşme sürecine girmesini sağlamıştır. Aynı yıl, Başbakan Gligorov'un arabasına bombalı saldırı düzenlenmiş, ancak 1996 yılında Başkan iyileşerek görevine geri dönmüştür. 1998 yılının Mart ayında, Kosova'da, Sırp polis gücü Arnavutlara karşı saldırıya geçmiş , BM, bölgeye müdahale etmesi için yeni birlikler göndermiştir. NATO'nun Yugoslavya'ya yaptığı saldırının ardından yaklaşık 245 bin sığınmacı, Makedonya'ya kabul edilmiştir. 1999 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini Türk azınlığın da desteklediği Boris Trajkovsky kazanmıştır.
__________________
>>> AKSİNİ BELİRTMEDİKÇE BÜTÜN KONULARIM ALINTIDIR <<< ![]() |
|
|
|
|
#193 |
|
Makedonya'da Müslüman-Türk Varlığı:
Türkler'in Makedonya'daki tarihi, 1500 yıl önce göç eden Orta Asya Türk topluluklarıyla başlamıştır. Osmanlı'nın Balkanlar'daki ilk fetihleri de Makedonya civarında olmuş, 1372'de Köstendil, 1380'de İştip, 1382'de Manastır ardından da Ohri alınmış, 1389 Kosova Savaşı'nın ardından bölgenin tamamına yakını Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı'nın en uzun süre elinde kalan Balkan toprağı da Makedonya olmuştur. Başta Üsküp, Selanik, Manastır, Serez, Köprülü, Vardar Yenicesi, Kalkandelen, Gostivar olmak üzere bölgedeki yerleşim merkezleri Anadolu'dan gelen Türkler'le dolup taşmıştır. Balkan Savaşları'na kadar olan dönemde, bölgede büyük bir Müslüman-Türk nüfus bulunmaktadır. 1904 yılında Sırbistan ve Bulgaristan'dan göçenlerle birlikte Makedonya'da 1,5 milyon Türk'ün yaşadığı söylenmektedir.[Sadece Kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilir. ] Balkan Savaşları ve Yunanistan'la yaşanan mübadelenin ardından Arnavutluk dışında, Balkanlar'da yaşayan Müslüman nüfus sayısı yaklaşık 600 bine kadar düşmüştür. 1953 ve 1994 yıllarında yapılan nüfus sayımları kıyaslandığında, Makedonya'da yaşayan Türkler'in sayısının 203 binden 78 bine gerilediği görülmektedir. Makedonya'da bugün ''Türk Demokratik Birliği'' kurulmuştur ve birlik, bölgede yaşayan Türkler'i temsil etmektedir. Makedonya'da Türkçe gazete, dergi yayınlanmakta, aynı zamanda Türkçe radyo yayınları da yapılmaktadır. Makedonya'da Türkler arasında eğitim Türkçe'dir. Doğu Makedonya'da 4 yıllık Türkçe eğitim alma hakkı vardır. Halen mevcut ilköğretim kurumlarında 264 öğretmen görev yapmaktadır. Gostivar'da bir genel lise ve bir meslek Iisesi ile Kalkandelen'de bir meslek Iisesinde Türkçe öğretim yapılmaktadır. Üsküp'te de bir Iisede Türkçe öğretim verilmektedir. Üsküp ve Manastır Üniversitesi'nde Türkler'e çok az bir kontenjan ayrılmaktadır. Makedonya Türkleri bu okullara yoğun ilgi göstermektedir.
__________________
>>> AKSİNİ BELİRTMEDİKÇE BÜTÜN KONULARIM ALINTIDIR <<< ![]() |
|
|
|
|
#194 |
|
Türkiye - Makedonya İlişkileri:
Son dönemlerde Balkan ülkeleriyle kurulan ilişkilerde yaşanan olumlu gelişmeler Makedonya için de geçerlidir. Özellikle Türkiye'nin bu ülke ve topraklarla olan tarihsel bağı, Türkiye'yi bölgeye yakınlaştırmakta, buranın sorunları hakkında daha hassas olmasına sebep olmaktadır. Türkiye, Makedonya Cumhuriyeti'nin güvenliğine, istikrarına, refahına ve toprak bütünlüğüne büyük önem vermektedir. 13 Ağustos 2001'de imzalanan "Çerçeve Anlaşması"nı ve anlaşma uyarınca yapılan anayasal değişikliklerin kabulünü memnuniyetle karşılamıştır. Türkiye, "Çerçeve Anlaşması"nın ruhuna uygun olarak, Makedonya'daki Türk azınlığın özgürce temsil edilmesini önemli bulmaktadır. Yine aynı anlaşma uyarınca silahların toplanmasını denetlemek ve ülkede güvenlik ortamını sağlamak amaçlı NATO operasyonlarına katkıda bulunmakta, ayrıca Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (AGİT) Makedonya Gözlem Misyonuna da personel sağlamaktadır. Türkiye, AB'nin Makedonya'daki NATO Misyonu'nu devralmasından sonra NATO destekli AB Operasyonu'na (Concordia) da katılmaktadır. Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi, Türkiye bölgede aktif olarak bulunmaktadır. Ayrıca bu ülkede ekonomik, sosyal ve kültürel alanda gelişmelere imkan tanıyacağı için, Makedonya'nın bölgesel ve uluslararası birliklere katılması da Türkiye tarafından güçlü bir şekilde desteklenmektedir. Makedonya'da Müslüman-Türk azınlık için yapılması gereken girişimler bütün Balkanlar için geçerlidir. En başta bölgede yaşayan Müslüman-Türkler'in sorunlarını doğrudan dile getirebilecekleri elçilikler açılmalı, soydaşlarımızın kültürünü yaşatacak kültür merkezleri kurulmalı, Kültür Bakanlığı'nın öncülüğünde, bölgedeki çok sayıda tarihi eserin restorasyonu gerçekleştirilmelidir. Bu girişimler, Makedonya anayasasının 44-49. maddeleri tarafından desteklendiği için hukuki bir sorun da teşkil etmemektedir.
__________________
>>> AKSİNİ BELİRTMEDİKÇE BÜTÜN KONULARIM ALINTIDIR <<< ![]() |
|
|
|
|
#195 |
|
GÜNÜMÜZDE BALKAN ÜLKELERİ VE SORUNLAR Arnavutluk, Slovenya, Hırvatistan ve Türkiye: Arnavutluk, Balkanlar'da Türkiye'nin en yakın ilişkiler kurduğu ülkelerin başında gelmektedir. 1430 yılından itibaren Osmanlı yönetimine geçen Arnavutluk, 1912 yılına kadar, neredeyse 5 asır boyunca Türkler'le ortak bir tarihi ve kültürü paylaşmıştır. II. Dünya Savaşı'ndan sonra Komünist Enver Hoca diktatörlüğü altına giren Arnavutluk, bu dönem boyunca büyük baskılara maruz kalmış, Enver Hoca Arnavut halkını ateistleştirmek için zalim bir baskı politikası izlemiş, topluma büyük acılar çektirmiştir. Komünist iktidarın ardından kurulan yeni cumhuriyetle birlikte ise bu kötü günler geride kalmıştır. Türkiye ile olan ilişkilere büyük önem verilmiş, Türkiye de bu ilgiye aynı derecede karşılık vermiştir.Avrupa'nın ortasında, nüfusunun neredeyse %80'i Müslüman olan Arnavutluk, Türkiye'yle yoğun akrabalık bağları olan dost ve kardeş bir ülkedir. İki ülke arasında hiçbir sorun yoktur. Bilakis ilişkiler gün geçtikçe gelişmektedir. İkili ilişkilerin en önemli unsurlarından birini askeri ilişkiler oluşturmaktadır. Türkiye ile Arnavutluk arasında yüksek düzeyde askeri iş birliği mevcuttur. Türkiye, Arnavutluk'un NATO'ya kabul edilmesi için büyük destek vermektedir. Türkiye ile Hırvatistan arasındaki ikili siyasi ilişkiler uzun bir dönem boyunca gelişme göstermemiştir. Yugoslavya iç savaşında da Türkiye tarafsız kalmak için büyük bir çaba göstermiştir. Ancak son dönemlerde, özellikle üst düzeyde gerçekleşen ziyaretler sonucunda iki ülke arasında önemli gelişmelerin yaşandığı söylenebilir. Türkiye, Balkanlar'da barış ve huzurun yaşanmasına katkı sağlaması açısından, Hırvatistan'ın demokratikleşme sürecini, ekonomisinin yeniden yapılandırılması alanlarındaki ve Avrupa-Atlantik kurumları ile bütünleşme yönündeki çabalarını desteklemektedir. Türkiye'nin Balkanlar'da en zayıf ilişkiler kurduğu ülke Slovenya'dır. Bir Balkan devletinden çok, bir Orta Avrupa devleti özelliği taşıyan ve 2004 yılında AB üyesi olacak olan Slovenya, ilişkilerin geliştirilmesine müsait bir yapıdadır. Türkiye ve Slovenya dış politikalarında; barış, istikrar, iyi komşuluk ile ikili ve çok-taraflı iş birliğine dayanan ekonomik gelişme gibi, ortak hedefleri paylaşmaktadırlar.
__________________
>>> AKSİNİ BELİRTMEDİKÇE BÜTÜN KONULARIM ALINTIDIR <<< ![]() |
|
|
|
|
#196 |
|
GENEL OLARAK TÜRKİYE VE BALKANLAR ![]() BALKANLAR,) Türkiye'nin önemli bir stratejik ufkunu belirlemektedir. 500 yıllık tarih, bu bölgede yaşayan Müslüman-Türk halklar, milli sınırlarımız, stratejik çıkarlarımız, Balkanlar'ı Türkiye için en önemli dış politika unsurlarından biri haline getirmektedir. Bu yüzden Türkiye'nin bu bölgede aktif olması, barış ve istikrarın korunması için girişimlerde bulunması ulusal politikamızın önemli bir parçasıdır ve öyle olmaya da devam etmelidir. Türkiye bir yandan bölge ülkelerinin bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı duymakta, diğer yandan da Balkan ülkeleriyle ikili ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktadır. Balkanlar Türkiye'nin Avrupa'ya açılan kapısıdır: Türkiye'yi Avrupa'ya bağlayan, ticari akışın sağlandığı otoyollar ve tren hatları Balkan ülkelerinden geçmektedir. Ayrıca Avrupa'dan Türkiye'ye kara yoluyla gelen turistler de Balkanlar üzerinden geçmektedir. Bu yüzden Balkan ülkelerindeki sorunlar, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmektedir. Balkanlar'da çok sayıda soydaş ve dindaşımız vardır: Türkiye ve diğer Balkan ülkelerinin halkları arasında önemli bağlar mevcuttur. 500 yıllık ortak yaşamdan kaynaklanan bu bağlar sonucunda çeşitli Balkan ülkelerinde kardeş topluluklar oluşmuştur. Bu topluluklar sadece soy ve din olarak değil, yoğun akrabalık bağlarıyla da Türkiye'ye bağlıdırlar. Çeşitli dönemlerde Balkanlar'da ortaya çıkan etnik sorunların ardından, Türkiye'ye çok sayıda göç olmuştur. Nitekim Türkiye'de Balkanlar'dan göç etmiş, akrabalarını orada bırakmış birçok Türk ve Müslüman yaşamaktadır. Balkanlar'la ortak coğrafya ve tarihi paylaşmaktayız: Türkiye Balkan yarımadasının Meriç Nehri'ne kadar olan bölümüne sahip olması sebebiyle bir Balkan ülkesidir. Balkan yarımadasında bugünkü topraklarımız fazla bir yüzölçümü oluşturmasa da, 500 yıldan fazla bir süre, Balkanlar'ın neredeyse tamamı Osmanlı İmparatorluğu'nun kontrolünde olmuştur. Osmanlı mimarisi, yönetimi, geleneği, kültür ve sanatı bölgede hakim unsurlardan biridir. Balkanlar stratejik öneme sahiptir: Balkanlar, belirli bir dönem boyunca Türkiye'yi koruyan bir savunma kalkanı görevi görmüştür. Özellikle Türk-Rus Savaşları'nda bu kalkanın önemi daha çok ortaya çıkmıştır. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk de Balkanlar'a büyük bir önem vermiştir. Son dönemlerde dış siyasette yaşadığımız sıkıntıların büyük bir kısmı da Yunanistan gibi Balkan ülkeleriyle olmuştur. Bu yüzden Balkan ülkelerinde meydana gelebilecek siyasi değişimler ve ideolojik gelişmeler, bu ülkelerde Müslüman-Türk azınlıklara karşı yapılan uygulamalar Türkiye'yi birinci dereceden ilgilendirmektedir. Balkan ülkeleri ekonomik açıdan önemlidir: Balkan ülkelerinin Türkiye'nin dış ticaretinde önemli bir yeri vardır. Özellikle bu ülkelerin AB'ye katılmasının ardından bu önem daha da artacaktır. Bu ülkelerle yapılan ekonomik iş birliği anlaşmaları, enerjiden telekomünikasyona kadar çok çeşitli alanlarda yapılan ortak yatırımlar, Balkan ülkelerini Türkiye'nin ticari ortağı haline getirmiştir. Türkiye, Balkanlar'ın bu öneminin farkında olarak Güneydoğu Avrupa Ülkeleri (GDAÜ) İş Birliği Süreci ve Güneydoğu Avrupa Çok Uluslu Barış Gücü (GAÇBG) gibi önemli girişimlerin hayata geçirilmesinde önemli rol oynamıştır. Bu sayede bölgede kalıcı bir barışın sağlanmasını arzulamaktadır. Yine bu amaçla Güneydoğu Avrupa İstikrar Paktı (İP) ve Güneydoğu Avrupa İş Birliği Girişimi (SECI) gibi platformlarda aktif olarak çalışmalar yürütmektedir. Türkiye, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Makedonya Cumhuriyeti, Romanya, Yugoslavya Federal Cumhuriyeti ve Yunanistan'ın tam, Hırvatistan'ın da gözlemci üye olarak katıldığı Güneydoğu Avrupa Ülkeleri (GDAÜ) İş Birliği Süreci, bölge ülkelerinin kendi aralarındaki iş birliğini geliştirme ve Güneydoğu Avrupa'ya kalıcı istikrar getirme amacıyla kurulmuştur. Uluslararası toplumun Balkanlar'daki sorunları çözmek için geliştirdiği Güneydoğu Avrupa İstikrar Paktı (İP) da Türkiye tarafından güçlü bir şekilde desteklenmektedir. Romanya, Bulgaristan gibi ülkelerin kısa süre sonra NATO üyesi olacak olmaları, ayrıca Balkan ülkelerinin neredeyse tamamının AB'ye kabul edilme aşamasında olmaları, hem askeri hem de ekonomik açıdan Türkiye'nin bu ülkelerle aynı ittifakların içinde yer almasının yolunu açmıştır. Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi, Türkiye, Balkanlar'ın stratejik ve ekonomik öneminin farkındadır. Ayrıca bölgenin kalıcı barış, huzur ve refaha kavuşması için önemli adımlar atmaktadır. Ancak bütün bu alanlarda yapılan girişimler, sosyal ve kültürel alanda yapılması gereken faaliyetlerle gereği gibi desteklenememektedir. Bilindiği gibi günümüzde hızla azalmakla birlikte, bazı Balkan ulusları arasında Türkler'e karşı ön yargılı bir yaklaşım vardır. Osmanlı'nın bu topraklardaki tarihi hakkındaki yanlış bilgilendirmeden kaynaklanan bu ön yargılar, Türkiye'ye ve Türklüğe yönelik yersiz ve haksız bir tavra neden olmuştur. Aynı şekilde Türk olmayan Müslüman toplumlar da çeşitli baskı ve zorluklarla karşılaşmışlardır. Türkler hakkında bu tür yanlış duygulara sahip ulusların kalbini kazanacak, yerleşik ön yargıları değiştirecek kültürel ve eğitici faaliyetler yapmak, Türkiye'nin Balkan politikasında önemli bir yer tutmalıdır. Yunanistan'la yaşanan sorunların bir an önce çözüme kavuşturulması, Sırbistan'la yeni yeni kurulan ilişkilerin hızla iyileştirilmesi bölgede daha sıcak ilişkilerin kurulmasına ve olumsuz propagandaların sona ermesine yol açacaktır. Balkanlar'da yaşayan çok sayıdaki Müslüman-Türk azınlığın sıkıntılarını gidermek, onların bulundukları ülkelerde bütün haklardan ve imkanlardan faydalanmalarını sağlamak da bu politikanın önemli unsurlarından biri olmalıdır. Kültür Bakanlığımız'ın girişimlerinin çapı genişletilmeli, Balkanlar'da Osmanlı'dan kalan eserlerin envanteri çıkartılmalı, bunların içinde uygun olanlar süratle restore edilmelidir. Ayrıca bölgeye has Osmanlı gelenekleri, el işçiliği, halk edebiyatı canlandırılmalı, azınlıkların yoğun oldukları bölgelerde kültür merkezleri ve temsilcilikler kurulmalıdır. Böylece Balkanlar, bütün dünyaya örnek teşkil edecek bir barış ve istikrar bölgesi haline gelecektir.
__________________
>>> AKSİNİ BELİRTMEDİKÇE BÜTÜN KONULARIM ALINTIDIR <<< ![]() |
|
|
![]() |
| İşaretlemeler |
| Seçenekler | |
|
|