FB Tarihçe, Futbolcular, Kadro icinde Efsane 1922-23 kadro ve General Harrington Kupasi konusu , Kaleci: Şekip Kulaksızoğlu Defans: Cafer Çağatay Hasan Kâmil Sporel Orta Saha: İsmet Uluğ Kadri Göktulga Fahir Yeniçay (fotografi yok) Forvet: Zeki Rıza Sporel Alaaddin Baydar Bedri Gürsoy Sabih Arca Ömer …
|
|||||||
|
|
#1 |
|
Kaleci:
Şekip Kulaksızoğlu ![]() Defans: Cafer Çağatay Hasan Kâmil Sporel ![]() Orta Saha: İsmet Uluğ Kadri Göktulga Fahir Yeniçay (fotografi yok) ![]() Forvet: Zeki Rıza Sporel Alaaddin Baydar Bedri Gürsoy Sabih Arca Ömer Tanyeri ![]() Efsane kadro ![]() Harrington Kupasi ![]() Kupayi getiren gol |
|
|
| Aşağıdaki 2 üyemiz FBli1907 üyemize bu mesajından dolayı teşekkür etti: |
|
|
#2 |
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to FBli1907 For This Useful Post: |
|
|
#3 |
|
gözünü sevdigim sene 1922 nerde cekmis kim cekmis bu golün remini Allah Allah ya o yillarda hangi kameralar vardi bileniniz varmi matiga aykiri duran resimlere evet hareketli resimler ???
|
|
|
|
|
#4 | |||||||||||||||||||||||
Bu mantıkla senin şimdi atatürk resimlerine video görüntülerinede yalan demen lazım o zaman ?
|
||||||||||||||||||||||||
|
|
|
#5 |
|
^ hahahaha supersin
|
|
|
|
|
#6 |
|
eline sağlık kardeş
|
|
|
|
|
#7 | |||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||
|
|
|
#8 |
|
cok sacmaladin kardesim.
|
|
|
|
|
#9 |
|
Yunanlılar yenilmiş, Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmıştı.
Son iki yüz yılın en büyük sömürgecisi İngiltere tarihindeki en büyük bozgunu yaşamıştı. İngilizler kendilerine bu bozgunu yaşatan Mustafa Kemal'i yenme şansını kaybetmişlerdi; ama yine de ellerinde son bir şans vardı: Gitmeden önce Fenerbahçe'yi yenerek acılarını biraz olsun hafifletmek istiyorlardı. Bir İntikam Maçı ve Harrington Kupası İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington, "İstanbul'u şöyle bir ağız tadıyla işgal ettirmeyen" Fenerbahçe'den giderayak intikam almak istiyordu. General Harrington, karargahında yakın mesai arkadaşlarına verdiği bir akşam yemeğinde bu düşüncesinden bahsetti. Koskoca general masanın başında ayakta durmuş, "Bu Fenerbahçe'yi yenmeden gidersem gözüm arkada kalır." diyordu. Diğer komutanlar şaşkındı. İçlerinden, "İyi de nasıl olacak bu iş? Fenerbahçe önüne geleni yeniyor. Hele vatanın kurtuluşuyla iyice moral bulan bu Fenerbahçe'yi yenmek ne mümkün!" diye düşünüyorlardı. Fakat Harrington her şeyi düşünmüştü. Bir teknik direktör titizliğinde Fenerbahçe'yle yapmayı planladığı maça hazırlanıyordu. Şöyle dedi: "Fenerbahçe ile bir maç alacağız. Fenerbahçe'ye açıkça maç teklifi yapmayacağız; gazetelere ilanlar vereceğiz. Maç yapacak takım arayacağız. Sizce şu İstanbul'da kim bizimle maç yapmak ister. Âltınordu mu, Galatasaray mı, Beşiktaş mı? Hiçbiri! Sadece Fenerbahçe. Buna cesaret edebilir. Ben İngiltere'den birkaç iyi oyuncu getireceğim. Futbolu Türkler bulmadı ya! Profesyonel İngiliz futbolcularına karşı ne yapabilirler ki?" Generalin kararlılığını gören diğer komutanlar da bu düşünceyi olumlu karşıladı. Sonra galibiyetin şerefine hep birlikte kadeh kaldırıldı. General Harrington hemen ertesi gün çalışmaya başladı. Önce, askeri görevli olarak İngiltere'den dört futbolcu getirdi. Hepsi de İngiltere Birinci Ligi'nde mücadele eden güçlü Chelsea Kulübü'nün profesyonel futbolcularıydı. İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington, İngiliz karmasının kendine güvenen Türk kulüplerinden biriyle maç yapmak istediğini belirtiyordu. Kazanan özel olarak hazırlatılacak 80 cm boyunda bir gümüş kupayla ödüllendirilecekti. Haber aynı gün tüm İstanbul'un diline düştü. Kahvehanelerde, camilerde, Tepebaşı ve Taksim bahçelerinde ve Boğaz'ın öteki tarafında Moda'da, Üsküdar'da herkes bu ilanı konuşuyordu. Fenerbahçeli yöneticilerden biri elinde Spor Alemi Dergisi'yle koşar adım Kuşdili'ndeki iki katlı kulüp binasına doğru yürüyordu. Bu sırada bir taraftan da elindeki ilana baktığından az kalsın düşüyordu. Heyecanla kapıdan içeri girdiğinde nefes nefese kalmıştı. "Gördünüz mü?" dedi ve elindeki dergiyi uzattı. İçeride birkaç Fenerbahçeli futbolcu vardı. Yarım saat sonra kulübün yanındaki sahada antrenmanları vardı, onu bekliyorlar. "Nedir o?" dedi golcü Zeki Rıza ve dergiyi alıp ilanı okudu. Kral gülüyordu! "Şu İngilizler yenilen güreşçi misali!" dedi. Fenerbahçe yönetimi bu ilanın ne anlama geldiğini biliyordu. Bu kapalı davetin Fenerbahçe'ye olduğu belliydi. Anlaşılan İngilizler yine kaşınıyordu! Fenerbahçeli yöneticiler aynı gün İngilizlere yazılı bir cevap verdiler: istanbul ve Havalisi Müttefik Kuvvetleri Komutanlığı Cenab-ı Alisine, Fenerbahçe Spor Kulübü bütün kulüplere vaki davetinize muttali olmuştur. Kulübümüz arzu duyurulan futbol maçını, yine arzu buyrulan gün ve sahada yalnız kendi kadrosu ile oynamaya hazır ve cevabınıza muntazır olduğunu cenab-ı alilerine bildirmekle kesbi şeref eyler... Fenerbahçe işgal kuvvetlerine bir kere daha meydan okuyordu. Kendi kadromla, üstelik nerede istersen orada, ne zaman istersen o zaman!... Harrington mutluydu. Ona göre Fenerbahçe tuzağa düşmüştü.,, Kurtuluş Savaşı, Anadolu'nun, İzmir'in ve İstanbul'un kurtuluşu ve Lozan Görüşmeleri unutulmuş herkes bu maça kilitlenmişti. Kahvede, yolda, bahçede parkta, düğünde, dernekte sabah akşam bu maç konuşuluyordu. Rivatin bini bin paraydı! Yok efendim İngilizler hakemleri satın alacaklarmış, yok efendim tüm futbolcuları İngiltere'den getireceklermiş, yok efendim daha penaltıdan gol yememiş iki metre boyunda bir kaleci bulmuşlar, yok efendim müdafileri kemik kırarmış, yok efendim golcüleri bir keresinde öyle bir şut atmış ki kale direkleri yıkılmış! Daha neler neler... Bu söylentiler İstanbul halkını endişelendirmeye başlamıştı. "İşgal yıllarında İngiliz takımlarına sahayı dar eden Fenerbahçe ya bu sefer yenilirse!" diye düşünenlerin gözüne uyku girmiyordu. Bu söylentileri duyan Galatasaraylı yöneticiler bile endişelenmişler, ecnebiler karşı mücadele edecek Fenerbahçe'ye başta Aslan Nihat olmak üzere en iyi oyuncularını teklif ettiler. Fakat Fenerbahçeli yöneticiler kararlıydı: Bu maça söz verdikleri gibi kendi kadrosuyla çıkacak ve onlara giderayak unutamayacakları bir ders daha vereceklerdi. Yenibahçeli Şükrü gazetede şöyle bir haber gördü: Fenerbahçe, İngiliz Muhteliti müsabakası 29 Haziran 1339 (1923) günü Taksim Stadyumu'nda icra edilecektir. Maçın tarihi ve yeri de belirlenmişti. Büyük maçtan iki gün önce 27 Haziran 1923'te Galatasary, İngilizlerin ikinci takımıyla Taksim Stadı'nda karşı karşıya geldiler. İngiliz birinci takımından sadece iki oyuncunun oynadığı bu maçta Galatasaray buna rağmen 3-1 yenildi. Bu kötü sonuç büyük maçı heyecanla bekleyen İstanbulluları daha da endişelendirdi. "Ya Fenerbahçe'de yenilirse!" diye düşünmekten kendilerini alamıyorlardı. Maçı bekleyenler için o iki gün tam bir kabustu... Fenerbahçe, İngiliz karmasını 2-1 yenmiş, işgal kuvvetlerine karşı 41. zaferini kazanmıştı. Hakemin son düdüğünü çaldığında Türk seyirciler kırmızı feslerini havaya fırlatarak sahaya daldılar. Birbirine sarılanlar, olduğu yerde zıplayanlar, halay çekenler... Taksim Stadı ana baba günüydü. Seyirciler, "Şampiyon" tezahüratları arasında Fenerbahçeli futbolcuları omuzlarına aldılar. General Harrington, gümüş kupayı Fenerbahçe kaptanına verirken, bir Teşkilat-ı Mahsusa üyesi telgrafhaneye doğru koşuyordu. 14 yıl Fenerbahçe formasını giyip oynadığı 352 maçta tam 470 gol atan Zeki Rıza Sporel'in Harrington Kupası'nda İngilizlere attığı o iki gol yıllarca unutulmayacaktı. Harrington: "Bu ne tuhaf bir millet! Ülkelerini işgal ettik bu kadar tepki gösterme-1 diler. Feneri kapattık hepsi ayaklandı... Neredeyse silaha sarılacaklar. |
|
|
![]() |
| İşaretlemeler |
| Seçenekler | |
|
|