Polat Alemdar'ın Okuduğu Kitap
iDoFrM.oRG | iDoFoRuM | Efsaneler Ölmez Sadece Şekil Değiştirir

  • Ana Sayfa
  • Oyun Parkı
  • Fotoğraf Albümü
  • Forum Kuralları

Polat Alemdar'ın Okuduğu Kitap

Dizi Sohbet icinde Polat Alemdar'ın Okuduğu Kitap konusu , Kurtlar Vadisinin kahramanı Polat Alemdar, Abdülhey'in yasını tutarken görevi bıraktığını açıkladı. O sırada okuduğu bir kitap vardı ki adı hayli ilginçti! Bakın o kitap kime ait ve kitabın içeriğinde neler …

Geri Git   iDoFrM.oRG | iDoFoRuM | Efsaneler Ölmez Sadece Şekil Değiştirir > Medya-TV > Yerli Diziler > Dizi Sohbet
Eski 12.03.10, 14:35   #1
Standart Polat Alemdar'ın Okuduğu Kitap



Kurtlar Vadisinin kahramanı Polat Alemdar, Abdülhey'in yasını tutarken görevi bıraktığını açıkladı. O sırada okuduğu bir kitap vardı ki adı hayli ilginçti! Bakın o kitap kime ait ve kitabın içeriğinde neler yer alıyor?
Haberin galerisi için tıklayınKurtlar Vadisi'nde Abdülhey'in yası var! Dizinin fenomenleri arasında yer alan Abdülhey'in ölümü, Polat Alemdar'ı derinden yaraladı. Polat, görevi bıraktığını açıklarken eşiyle birlikte inzivaya çekildi. Polat'a burada Kurtlar Vadisi'nin senaryo ekibinden Ahmet Turgut'un kitabı eşlik ediyor.

Kurtlar Vadisi'nin senaryo grubunda yer alan Ahmet Turgut'un kitabı "Bozkırın Sırrı", Polat'ın elinden düşürmediği kitap oldu. Abdülhey'in ölümünden sonra inzivaya çekilen Polat Alemdar, balık tutarken okuduğu kitapla, Ahmet Turgut'a destek çıktı.

Peki Polat'ın okuduğu kitabın konusu ve içeriği neydi diyorsanız işte kitabın konusu:

Bozkırın Sırrı başkarakteri itibariyle Türk Edebiyatında farkını ortaya koyan bir roman. Daha önce hiçbir roman ‘anadili Türkçe olan bir Peygamber’ konu edinmemişti.

Romanda Türklere henüz Türk denilmediği çağlarda, Orta Asya steplerinde kendi töreleri ve oba kültürü ile yaşarken vahiy alan Öktem ve eşi Gülçiçek ile onların akrabaları, oba halkı. dostları, düşmanları arasında gelişen olaylar konu ediniliyor.


Kitap okurların zorlanmaması için Orta Asya Türk Kültürü ve gerek İslamiyet gerekse diğer dini inaçlara ait kavramları ve inançları dipnotlarla açıklamayı da ihmal etmiyor.

Kitabın önsözünü sizler için alıntıyoruz. Çünkü yazar bu romanda neler anlattığını ve amacının neler olduğununun ipuçlarını veriyor:

3000 YIL ÖNCE DÜNYA VE ORTA ASYA

Sümerlerle başlatılan binlerce yıllık medeniyet macerasına rağmen M.Ö.10. asırda alışverişlerde resmi para kullanımı hâlâ başlamamış, tekil şekilli olgun alfabeler henüz oluşturula¬mamıştı. Kuzey Hindistan, Güney Çin ve Orta Amerika yerle¬şikleri bronz çağ nimetleriyle yetinirken Mısır, Mezopotamya ve Anadolu gibi ileri tarım bölgeleri ön-demir çağma ulaşmıştı.

Verimli nehir deltalarının sağladığı organize tarım imkân¬larına sahip olmayan Orta Asyadaki insanlar alabildiğine gür orman ve meraların nimetlerinden faydalanıyordu. Tarım odak¬lı yerleşik hayatın kökleşmesini imkânsız kılan bu şartlar nede¬niyle altışar aylık aralarla yaylaklar ve kışlaklar arasında göçler yaşanırdı.

Belirli iki nokta arasında gelgitler yaşadıkları için bugün "yarı-göçer" diye tanımladığımız bu insanlar yüz- yüz elli çadırlık "oba" denilen yaşam birimleri kurmuştu. Obadakiler yakın veya uzak akraba olurdu ve obalar aklına, görgüsüne itibar edi¬len "Aksakal Heyeti" tarafından yönetilirdi. Her Aksakal, kendi akraba grubunun ileri geleni olsa da heyetin ana kaygısı obanın geniş ve gür otlaklarda kimseyle kavga etmeksizin yaşamına de-vam edebilmesiydi.

Buna rağmen bazen meraların paylaşımı konusunda obalar arasında tartışmalar çıkar, anlaşmazlıklar büyüdükçe kanlı savaşlar yaşanırdı. En geniş ahlak ve tutum birliği olan "töre", fert¬ler ve obalar arası ilişkileri düzenlerdi. Töreye aykırı hareketle¬rin en yaygın yaptırımı 'ayıplanmak' olsa bile bazı durumlarda töreyi bozanlar obalardan dışlanıp sürgüne gönderilir, hatta or¬tak kararlar neticesinde idam bile edilebilirdi. Bu yüzden kesin kanaatlerin oluşmadığı konularda insanlar keyfi davranabilirdi. Ancak töreye dâhil olan hususlarda ataların ve kamunun hoş-gördüklerini tekrarlamakla yetinilirdi.

Kız alıp vermeler yoluyla birçok oba arasında akrabalıklar kurulmuş, soyca yakınlaşmış obalar boyları meydana getirmişti. Boyların yönetimini üstlenen veya kendi otoritesini diğer obala¬ra da dayatabilen yöneticilere "Tigin" denirdi. Bazen Tiginlerden biri rakiplerine üstünlük sağlar ve bölgesel bir yönetim oluştu-rurdu. Günümüz algısıyla "konfederasyon" diyebileceğimiz bu obalar ve boylar üstü yönetim, otoritesi altındaki insanlara asa¬yiş sağlamakla yükümlü olur, karşılığında "beç" denilen bir çeşit vergi alırdı. Zaten töre de asayişi kim sağlarsa beçi onun hakkı sayardı.

Genelde hayvan yetiştiriciliği ve avcılıkla uğraşan bozkır ev¬latları maden işçiliği, halı, kilim dokuması ve deri-kürk işleme¬ye bağlı zanaatlarla da uğraşırdı. Hatta döneme dair en nadide ziynet eserlerini yaratmış olan Saka Medeniyeti meyve tarımıyla uğraşıldığını belirten izler de bırakmıştır günümüze.

Uçsuz bucaksız bozkırda tabiatla doğrudan ilişki içinde olan bu insanlar, din tarihçilerinin genel anlamıyla "Şamanizm" de¬dikleri "doğa ruhları ve atalara saygı-korku" içeren bir inanışa sahipti. Haliyle bu din, öz itibariyle dünyanın diğer bölgelerin¬deki putperest inançlardan farksızdı. Akdeniz havzasındaki yer¬leşik toplumların inşa ettiği devasa tapınak ve ilah heykellerine nazaran Orta Asya Şamanistleri "sanem" veya "tin" dedikleri putçuklara tazim gösterirlerdi.

Günümüzde pek yaygın bir hatayla "Şaman" diye adlandırı¬lan ama dönem insanlarının "Kam" dediği din adamlarının başhca iddiası insanların doğayla ilişkisini sorunsuz hale getirmek, büyü yoluyla şifa dağıtmak ve gelecekten haberler verebilmekti. Kamlar defin ve evlilik gibi sosyal ritüelleri de yönetirdi.

Klasik anlamıyla Ortadoğu'da yaşanan "Çok Tanrılı" (Politeist / Paganik) ve "Tek Tanrılı" (Monoteist / Hanif) dinler çatışması Çin'de, Amerika'da, Afrika'da ve dünyanın her yerinde olduğu gibi Orta Asya'da da yaşanıyordu. Soylarının Hz. Nuh'un oğlu Yafes'ten geldiğine inanan bozkır insanlarının öz lisanında -kadim Sami dillerde1 rastlanan- "Peygamber, Kadir, Hikmet, Cebrail, Ruh, Nefis, Şeytan" gibi dini terimlerin birebir karşı¬lıklarının bulunması Kuran-ı Kerim'e de şahitlik eder nitelikte¬dir. Çünkü Kutsal Kitap tüm peygamberlerin halklarına onların dilleriyle yollandığını söylüyor2. Zaten "Hatem-ül Enbiya" olarak anılan Hz. Muhammed de kendisinden evvel yüz yirmi dört bin nebi yaşadığını rivayet etmiştir.


Kitaptan...

"Tigin, yanında özel korumaları ve Baycu olduğu halde kendi*si de bizzat er meydanına daldığında, zafer sarhoşluğu içerisinde Öktem'in mutlaka canlı yakalanıp kendisine getirilmesini istedi. Getirene mükâfat da vaadetmişti.

Baycu da Temir'i kestirmiş*ti gözüne. Ancak o, sağ değil iki parça istiyordu adamını. Onun yüzünden yediği tokatı unutamamıştı hâlâ.

Temir'in kaçmakta olduğunu görünce o tarafa yöneldi bir hışım. Mesafe iyice kısalmışken arkasından, "dur ve erkekçe vuruş benimle" diye naralar savuruyordu.

Fakat Temir, Baycu'yla ilgilenmeyip Öktem'i takip ediyordu işaret için.

Dağınık halde kaçmakta olan Kut süvarileri, Temir'in Ak sancağını görünce atlarının renklerine göre saf tutmaya başla*mıştı. Kaçarken kır, boz, yağız ve dorular olarak dört kola ay*rılıyorlardı.

Tigin düşman hatlarının bozulduğu vehmiyle, "bu iş bu ka*dar, Öktem'i de alınca Aladağ'dayım" derken, durumdan işkil*lendi az sonra. Kaçarken düşmanları neden atların don renkle*rine göre ayrılıyordu birbirinden? Ricat dediğin panikle olurdu. Böylesine intizamlı bir kaçışın altında hinlik arayacak kadar savaşmış, kudretli bir komutandı ama ok yaydan fırlamıştı bir kere. Düşmanlarının toparlanmasına fırsat vermeden tepelerine balyoz gibi inmek istiyordu bir an önce.

Öktem'in "renkler ve yönler, süvariler için çok önemli" diye özetlediği taktiğin son aşamasına geçiliyordu. Sırtlarını düş*manlarına dönüp ricat etmekte olan Kut savaşçılarının yağız at*lıları kuzeyde yani cephenin solunda toplanmış, dorular sağda, bozlar en geride giderken, kırlar en önde, cephenin batı kısmın*da koşturuyordu....



gazeteciler.com
__________________
  Alıntı ile Cevapla
Aşağıdaki 2 üyemiz @misoS üyemize bu mesajından dolayı teşekkür etti:
Eski 12.03.10, 17:53   #2
Standart Cevap: Polat Alemdar'ın Okuduğu Kitap

emeğine sağlık bende merak etmiştim açıkcası
  Alıntı ile Cevapla
Eski 12.03.10, 18:17   #3
Standart Cevap: Polat Alemdar'ın Okuduğu Kitap

Reklam buna derler
  Alıntı ile Cevapla
Eski 12.03.10, 18:54   #4
Standart Cevap: Polat Alemdar'ın Okuduğu Kitap

Çok sağolun, aklımdaydı bakacaktım nedir ne değildir diye, uğraşmama gerek kalmadı, ellerinize sağlık.....
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

İşaretlemeler

Etiketler
alemdarın, kitap, okuduğu, polat

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni konular gönderemezsiniz
Mesajlara cevap yazamazsınız
Mesajınıza eklentiler ekleyemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB Kodu açık
[IMG] Kodu açık
HTML-Kodu kapalı
Trackbacks are açık
Pingbacks are açık
Refbacks are açık


isminiz@idofrm.org
MSN Adresi İçin Tıkla

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlı. Şuanki Zaman: 04:22.

idoforum isminden de anlaşılacağı üzere bir forum sitesidir ve siteye gönderilen tüm mesajlar onaydan geçmeksizin anında paylaşılmaktadır. idoForum yönetimi yazılan mesajlardan sorumlu değildir, tüm sorumluluk mesajı yazan kişilere aittir. Yasalara aykırı bulduğunuz mesajları linkleriyle beraber admin@idofrm.org adresine bildirebilirsiniz. Şikayetiniz en kısa sürede incelemeye alınacaktır..
For English: Please let us know any illegal activity to admin@idofrm.org
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.1 PL1
Alexa Toolbar iGoogle
sayaç